Bu bülten, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“SPK” veya “Kurul“) 2026 yılının ilk altı ayında aldığı altı önemli karar ve düzenleyici işlemi ele almaktadır. Jeopolitik kriz tedbirlerinden elektronik defter sistemine, yatırımcı sınıflandırmasından kripto varlık geçiş takvimine, fiili dolaşımdaki pay oranı hesaplamasından bankaların yurt dışı faaliyet sınırlarına uzanan bu kararların ortak noktası, piyasa istikrarını koruma refleksiyle sektörel düzenleme araçlarının eş zamanlı olarak kullanılmasıdır.

Bültende ilk olarak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından Kurul’un aldığı acil piyasa tedbirleri yer almaktadır. Bu kapsamda, Borsa İstanbul pay piyasasında açığa satışın dört ay süreyle yasaklanması ve kredili işlemlerde özkaynak koruma oranının %20’ye kadar indirilmesi, ardı ardına sekiz kez uzatılarak 29 Haziran 2026’ya dek sürdürülmüştür. Aynı dönemde, görece daha teknik ama pratikte etkisi az olmayan bir gelişme yaşanmış; Elektronik Ticari Defter Sistemi (“ETDS“) kapsamında tutulan genel kurul ve pay defterleri için noter tasdikinin artık aranmayacağı teyit edilmiştir. Bu ilk bakışta küçük bir adım gibi görünse de Kurul’a düzenli başvuru yapan ihraççılar açısından mükerrer bir yükümlülüğü ve iş yükünü ortadan kaldırmıştır.

Yatırımcı tanımı tarafında da önemli bir netlik sağlanmıştır: nitelikli yatırımcı ve profesyonel müşteri statülerine ilişkin yeni bir ilke kararıyla, finansal kriterleri karşılayarak bu statüleri kazanmış yatırımcıların sonradan eşik değerlerin altına düşseler bile statülerini koruyacağı hükme bağlanmış, tevsik edici belgelerin elektronik ortamda sunulabileceği de açıklığa kavuşturulmuştur. Benzer bir esneklik anlayışı kripto varlık alanında da kendini göstermiş; saklama kuruluşlarının yetkilendirilmesinin uzaması üzerine Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik geçiş takvimini sabit tarihlere bağlı modelden vazgeçerek saklama altyapısının fiilen kurulmasına endeksli esnek bir yapıya taşımıştır.

Düzenlemeler yalnızca yatırımcı ve platform tarafını değil, sermaye piyasası mimarisinin diğer unsurlarını da kapsamıştır. Fiili dolaşımdaki pay oranı hesaplamasında dolaylı pay sahipliğinin kapsam dışı bırakılması, VII-128.1 sayılı Pay Tebliği’ndeki satış bilgi formu yükümlülüğü ile II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği’ndeki grup sınıflandırması başta olmak üzere birden fazla düzenlemeyi doğrudan etkilemektedir. Bültenin son bölümünde ise, mevduat ve katılım bankalarının yurt dışında pay ile paya dayalı türev araçlarda emir iletimine aracılık yapmasının yasaklanmasına ve yabancı borsa yatırım fonlarına ilişkin işlem esaslarının belirlenmesine yer veriyoruz; bu son düzenlemeler, bankalarla aracı kurumlar arasındaki faaliyet yetki sınırını daha da belirgin hale getirmektedir.

Bültenimizdeki konuları hem analitik derinlik hem de pratik fayda gözeterek ele almayı amaçladık. Yoğunlaşan düzenleyici ortamda okuyucularımız için yararlı bir kaynak olmasını umuyoruz.

Ömer Çollak, Ökkeş Şahan

Giriş

Türk sermaye piyasaları açısından 2026 yılının ilk yarısı, düzenleyici müdahaleler ile kurumsal sermaye piyasası işlemlerinin iç içe geçtiği bir dönem oldu. 28 Şubat 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından derinleşen jeopolitik gerilim, SPK’nın piyasa istikrarını korumaya yönelik bir dizi tedbir almasına yol açtı. Bu kapsamda Borsa İstanbul pay piyasalarında açığa satış geçici olarak yasaklandı, kredili sermaye piyasası işlemlerinde öz kaynak oranına ilişkin esneklik tanındı. Öte yandan, yılın ilk çeyreğinde halka arzlara sınırlı sayıda onay verilirken, ikinci çeyrekte halka arz başvurularına ilişkin Kurul onayları yeniden ivme kazandı.

2026 yılının ilk yarısında borçlanma araçları ihraçları hız kesmeden devam etti. SPK tarafından toplam 173 adet borçlanma aracı ihracına onay verildi. Bunların 128 adedi yurt içinde, 45 adedi ise yurt dışında gerçekleştirilecek ihraçlara ilişkin oldu. İlk yarıda kaydedilen yaklaşık 31 milyar ABD Dolarlık ihraç hacmi, halka arz faaliyetlerindeki görece yavaşlamaya rağmen, ihraççıların sermaye piyasaları üzerinden borçlanma yoluyla kaynak temin etmeye devam ettiklerini gösterdi.

Faizsiz finansman araçları bakımından da hareketlilik devam etti. İlk altı ayda SPK tarafından toplam 63 adet kira sertifikası ihracına onay verildi; bunlar arasında, Paksoy’un da danışmanlık sağladığı Türkiye Petrolleri’nin rekor 4 milyar ABD Doları tutarındaki sukuk programı ve ilk 1 milyar ABD Doları tutarındaki ihracı öne çıktı.

Sürdürülebilir finansman araçları da Türk sermaye piyasaları gündemindeki yerini korudu. SPK’nın Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Bağlantılı Borçlanma Aracı, Yeşil Kira Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi kapsamında yapılandırılan toplam 14 adet ihraç başvurusu ilk altı ay içerisinde onaylandı.

Bu genel görünümün ardından, SPK tarafından 2026 yılının ilk yarısında alınan başlıca ilke kararları ve düzenleyici işlemler aşağıda konu başlıkları itibarıyla ele alınmaktadır.

Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak Borsa İstanbul pay piyasasında dört ay süreyle açığa satış işlemleri yasaklandı ve kredili işlemlerde esneklik sağlandı

Kurul’un 1 Mart 2026 tarih ve 11/417 sayılı Kararı uyarınca, ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırıları sonrasında küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler ve belirsizlik ortamı dikkate alınarak, sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortamda işleyişinin sağlanması ile yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, 2 Mart 2026 tarihinden 6 Mart 2026 seans sonuna kadar, Borsa İstanbul pay piyasasında açığa satış işlemleri yasaklanmış ve kredili işlemlerde esneklik tanınmıştır. Söz konusu tedbirlerin, ani fiyat hareketleri, manipülatif işlemler ve piyasa derinliğinde yaşanabilecek daralmalar gibi risklerin önlenmesi veya sınırlandırılması ile yatırımcı güveninin korunmasına yönelik olduğu değerlendirilmektedir.

Aynı karar kapsamında, kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinde özkaynak koruma oranının asgari %35 olan hükmü, aracı kurumların kendi risk politikalarına uygun düştüğü ölçüde ve müşteri taleplerini de olabildiğince gözeterek özkaynak oranının asgari %20 olacak şekilde esnek olarak uygulanabilmesine karar verilmiştir. Bu esnekliğin, piyasalarda likiditenin korunması, yatırımcıların pozisyonlarını zorunlu tasfiyeye maruz kalmadan sürdürebilmesi ve ani fiyat düşüşlerinin derinleşmesinin önlenmesi amacıyla getirildiği değerlendirilmektedir.

Söz konusu karar ardı ardına alınan kararlarla 8 kez uzatılmış ve 29 Haziran 2026 tarihinde sona ermiştir.

ETDS kapsamında tutulan genel kurul ve pay defterleri bakımından noter tasdiki aranmamasına karar verildi

Kurul, 15 Ocak 2026 tarihli ve 3/52 sayılı İlke Kararı ile; 14 Şubat 2025 tarihli ve 32813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 1 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ (“ETDS Tebliği”) çerçevesinde ETDS üzerinden genel kurul toplantı ve müzakere defterleri ile pay defterlerini tutmaya başlayan tüzel kişiler tarafından ETDS’de oluşturulan genel kurul kararları ve ETDS üzerinden tutulan pay defterleri için noter tasdiki aranmamasına karar vermiştir. Kurul nezdinde özellikle sermaye artırımı, esas sözleşme değişiklikleri, birleşme ve bölünme işlemleri, pay ihracı ve benzeri başvurularda, noter tasdikli karar örneklerinin sunulması uygulamada aranmakta idi.

ETDS’nin kayıtları elektronik ortamda oluşturması, zaman damgası ve sistemsel kayıt bütünlüğü gibi teknik güvenceler sağlaması nedeniyle noter tasdikinin işlevlerini büyük ölçüde kendi bünyesinde karşılamaktadır. Bununla birlikte, ETDS Tebliği’nin yürürlüğe girmesiyle SPK düzenleme ve süreçlerine tabi ortaklıklarda ETDS’ye tabi kararlar ve defterler bakımından ayrıca noter tasdiki yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda bir belirsizlik ortaya çıkmıştır. Söz konusu İlke Kararı ile ETDS kapsamında tutulan defterler bakımından ayrıca noter tasdiki aranmasına gerek bulunmadığı açıkça ortaya konulmuş ve uygulamada mükerrer bir yükümlülüğün önüne geçilmiştir.

Finansal kriterler sağlanarak kazanılan nitelikli yatırımcı ve profesyonel müşteri statülerinin devamlılığına ilişkin ilke kararı yayımlandı

Kurul, 10 Mart 2026 tarih ve i-SPK.37.8 (14/492 s.k.) sayılı sayılı İlke Kararı ile, mevzuatta öngörülen finansal kriterleri sağlayarak profesyonel müşteri veya nitelikli yatırımcı statüsünü kazanmış yatırımcıların, bu statüyü kazandıktan sonra finansal varlıklarının ilgili eşiklerin altına düşmesi halinde dahi söz konusu statülerini koruyacakları hüküm altına alınmıştır.

III-39.1 sayılı Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (“Yatırım Kuruluşları Tebliği”) çerçevesinde yatırım kuruluşları, müşterilerini profesyonel veya genel müşteri olarak sınıflandırmakla yükümlüdür. Müşteriler ise tabi oldukları sınıflandırmayı etkileyebilecek durumları yatırım kuruluşuna bildirmek zorundadır.

İlke Kararı’nda belirtilen finansal tutarlar; Yatırım Kuruluşları Tebliği’nin 31’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen eşiklere, 32’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan işlem tutarı kriteri ile (b) bendinde yer alan finansal varlıklar kriterine karşılık gelmektedir.

Kurul, 18 Aralık 2025 tarih ve 65 sayılı Kurul Kararı ile, talebe dayalı profesyonel müşteri veya nitelikli yatırımcı statülerinin kazanılmasına yönelik finansal kriterleri güncellemişti. Bu kapsamda, finansal varlıklar toplamı kriteri 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye, işlem hacmi kriteri ise 500 bin TL’den 5 milyon TL’ye yükseltilmişti. Kararın yayımlanmasından önce yürürlükte bulunan kriterleri sağlayarak bu statüleri elde etmiş yatırımcıların mevcut statülerinin korunmasına karar verilmişti.

İlke Kararı ile bu tutum sürdürülmüştür. Mevzuatta öngörülen finansal tutarlar nedeniyle profesyonel müşteri veya nitelikli yatırımcı sıfatını kazanmış müşterilerin, bu sıfatı kazandıktan sonraki süreçte ilgili finansal tutarların altına düşmeleri halinde dahi söz konusu statülerini koruyacakları düzenlenerek statü devamlılığı esas alınmıştır.

Yatırım Kuruluşları Tebliği tahtında profesyonel müşterinin, genel müşteri olarak sınıflandırılmayı talep etme hakkı saklıdır. II-5.2 sayılı Sermaye Piyasası Araçlarının Satışı Tebliği (“Satış Tebliği“) uyarınca nitelikli yatırımcı özelliğinin kaybedilmesi halinde durumun Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (“MKK”) üyesi yatırım kuruluşuna bildirilme yükümlülüğü devam etmektedir.

Kararda ayrıca, yatırım kuruluşlarının profesyonel müşteriler bakımından mevcut olan tevsik edici belge talep etme ve saklama yükümlülüğünün, nitelikli yatırımcı statüsünün tespiti bakımından da aynı doğrultuda uygulanması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Bu kapsamda yatırım kuruluşlarının, yatırımcının yalnızca beyanı ile yetinmeyerek, nitelikli yatırımcı olduğunu gösteren belgeleri de talep etmesi ve mevzuatta öngörülen saklama yükümlülükleri çerçevesinde muhafaza etmesi gerekmektedir.

İlke Kararı ile ayrıca, söz konusu tevsik edici belgelerin temini ile nitelikli yatırımcı beyanlarının ve talebe dayalı profesyonel müşteri kabul edilme taleplerinin yatırım kuruluşlarına iletilmesi süreçlerinde elektronik ortamın kullanılabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu yönüyle karar, sermaye piyasalarında uzaktan müşteri edinimi ve elektronik sözleşme süreçlerine ilişkin hâlihazırda mevcut dijitalleşme altyapısından bağımsız yeni bir rejim kurmaktan ziyade, profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı statülerine özgü belge ve beyan süreçlerinin de elektronik kanallar üzerinden yürütülebileceği netleştirilmiştir.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin geçiş takvimi saklama altyapısının oluşumuna bağlı esnek bir modele dönüştürüldü

Türkiye’de kripto varlık hizmet sağlayıcılarına (“KVHS”) yönelik düzenleyici çerçevenin temelini, 2 Temmuz 2024 tarihli ve 32590 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun oluşturmaktadır. Bu Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na (“SPKn”) eklenen 35/B maddesi, KVHS’lerin kurulması ve faaliyete başlaması için Kurul’dan izin alınmasını zorunlu kılmıştır. Geçici 11. madde ise mevcut KVHS’ler için bir geçiş süreci öngörmüştür: bu kuruluşlar, Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde faaliyet izni başvurusunda bulunacaklarına ya da üç ay içinde müşteri hak ve menfaatlerini zarara uğratmaksızın tasfiye kararı alacaklarına dair beyanda bulunmakla yükümlü kılınmıştır. Bu çerçevede 2 Temmuz 2024 itibarıyla faaliyette olan ve faaliyetine devam etmek isteyen KVHS’lerin 2 Ağustos 2024 tarihine kadar beyanlarını Kurul’a yazılı olarak sunmaları zorunlu tutulmuş; başvurular, Kurul’un internet sitesinde “Faaliyette Bulunanlar Listesi” ve “Tasfiye Beyanında Bulunanlar Listesi” olarak ilan edilmiştir.

Kanun’un öngördüğü ikincil düzenlemeler yaklaşık sekiz ay sonra hayata geçirilmiştir. 13 Mart 2025 tarihli ve 32840 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan III-35/B.1 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (“KVHS Kuruluş Tebliği“) ile III-35/B.2 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Çalışma Usul ve Esasları ile Sermaye Yeterliliği Hakkında Tebliğ (“KVHS Sermaye Yeterliliği Tebliği“), KVHS’lerin faaliyetlerine ilişkin temel düzenleyici çerçeveyi oluşturmuştur. Tebliğler, Faaliyette Bulunanlar Listesi’ndeki platform ve saklama kuruluşları için kademeli bir uyum takvimi öngörmüştür. Buna göre; (i) faaliyet izni başvurusu için 30 Haziran 2025, (ii) platformların en az bir saklama kuruluşu ile sözleşme imzalaması ve müşteri varlıklarının saklama kuruluşuna transferi için 31 Aralık 2025, (iii) yetki belgesi alınması için ise 30 Haziran 2026 tarihleri son tarih olarak belirlenmiş; bu sürelere uyulmaması halinde tasfiye hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ancak düzenlemenin kritik unsuru olan saklama kuruluşlarının yetkilendirilme sürecinin uzaması, platformların saklama sözleşmesi imzalamasını ve yetki belgesi edinmesini fiilen olanaksız kılmıştır. Bu durum karşısında Kurul, 26 Mart 2026 tarihli ve 18/617 sayılı İlke Kararı ile geçiş sürecine ilişkin düzenleyici yaklaşımını yeniden ele almıştır. Anılan kararla; platformların saklama sözleşmesi imzalama ve Kurul’a sunma süresi ile KVHS’lerin yetki belgesi alma süresi, Kurulca yetkilendirilecek saklama kuruluşlarının platformlara yaygın şekilde hizmet vermeye başlamasının ardından ayrıca belirlenmek üzere ertelenmiştir. Böylece sabit tarihlere dayalı geçiş takviminden, saklama altyapısının fiilen oluşmasına bağlı esnek bir takvim modeline geçilmiştir.

Fiili dolaşımdaki pay oranının hesaplanmasında dolaylı pay sahipliği kapsam dışı bırakıldı

Kurul, 4 Haziran 2026 tarihli ve i-SPK.67.1 (34/1044 s.k.) sayılı İlke Kararı ile fiili dolaşımdaki pay oranının hesaplanmasına ilişkin mevcut ilke kararlarına yeni bir bent eklemiştir. Yeni düzenleme, payları Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda işlem gören şirketleri kapsamaktadır. Buna göre, fiili dolaşımdaki pay oranı hesaplamasının dışında tutulan paylara sahip kişilerin, serbest veya özel fonlardaki katılma payları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları ihraççı payları da fiili dolaşımdaki pay oranı kapsamı dışında bırakılacaktır. Başka bir ifadeyle, ilgili fondaki katılma payı sahiplik oranına isabet eden ihraççı payları artık fiili dolaşımda sayılmayacaktır.

Aynı kararla, fiili dolaşımdaki pay adedi ve oranının 15 Haziran 2026 tarihinden itibaren MKK tarafından günlük olarak hesaplanması öngörülmüştür. Bu hesaplama yöntemi, fiili dolaşımdaki pay oranını eşik değer olarak kullanan birden fazla düzenlemeyi doğrudan etkilemektedir. Bu düzenlemelerden başlıcaları şunlardır:

  • Pay Tebliği’nin 27. maddesi uyarınca, fiili dolaşımdaki payların %50’sini aşan satışlarda “Pay Satış Bilgi Formu” düzenleme yükümlülüğü artık fonlar üzerinden gelen dolaylı payların düşüldüğü daha hassas bir oran üzerinden takip edilecektir.
  • Kurumsal Yönetim Tebliği’nin 5. maddesi kapsamında şirketlerin sistemik önemine göre grup sınıflandırmasında kullanılan fiili dolaşımdaki pay piyasa değeri hesaplaması, yeni yöntemle birlikte şirketin gerçek halka açıklık değerini yansıtacaktır.
  • II-23.3 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemler Tebliği (“Önemli İşlemler Tebliği“) çerçevesinde ise şirket işlemlerinin önemlilik eşiklerinin tespitinde yeni teknik hesaplama esas alınacaktır.

Mevduat ve katılım bankalarının yurt dışında pay ve türev araçlara ilişkin emir iletimine aracılık faaliyeti yapamayacağı düzenlendi

Kurul, 17 Haziran 2026 tarihli ve i-SPK.37.9 (37/1118 s.k.) sayılı İlke Kararı ile “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber’e yeni bir hüküm eklemiştir. Buna göre mevduat ve katılım bankalarının, yurt dışında paylar ile paya ve pay endekslerine dayalı türev araçlar bakımından emir iletimine aracılık faaliyetinde bulunamayacakları düzenlenmiştir. Bilindiği üzere III-37.1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ‘in (“Yatırım Hizmetleri Tebliği“) 12. maddesi, bankalara Kuruldan izin almak kaydıyla emir iletimine aracılık yetkisi tanımaktadır. Ancak bankalar, yatırım kuruluşu sıfatını taşımakla birlikte aracı kurumlarla aynı faaliyet yetki kapsamına sahip değildir. Yeni İlke Kararı bu mevcut kısıtlamalarla uyumlu biçimde, halihazırda yurt dışında yasaklanan kaldıraçlı işlemlerin yanı sıra pay ve paya dayalı türev araçları da yasak kapsamına almıştır. Öte yandan İlke Kararı, bankalara alternatif bir yol da öngörmüştür. Buna göre bankalar, yurt dışında işlem gerçekleştirmek isteyen müşterilerini Kurul tarafından yetkilendirilmiş aracı kurumlara yönlendirebilecektir. Bu yönlendirme; müşterilerin ilgili aracı kurumlar nezdinde hesap açmalarına aracılık edilmesi ya da bu kurumlara emir iletilmesi şeklinde gerçekleştirilebilir. Söz konusu faaliyet, Yatırım Hizmetleri Tebliği’nin 11. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan emir iletimine aracılık mekanizmaları çerçevesinde yürütülecektir. Bu mekanizmalar; yetkili kuruluşun hizmetlerinin yatırımcılara tanıtılması, sözleşme akdedilmesine aracı olunması ile tarafların komisyon karşılığında bir araya getirilmesidir. Yönlendirme faaliyeti için müşteriyle ayrıca çerçeve sözleşme imzalanması gerekmemektedir.

Aynı tarihli Kurul Kararı, yabancı borsalarda işlem gören borsa yatırım fonlarına (“BYF“) ilişkin alım satım işlemlerini de düzenlemiştir. Buna göre yatırım kuruluşları, BYF alım satım işlemlerini Yatırım Hizmetleri Tebliği kapsamında emir iletimine aracılık veya işlem aracılığı hükümlerine uygun olarak gerçekleştirebilecektir. İşlem aracılığı faaliyetinin yürütülmesinde iki yöntem öngörülmüştür: yurt dışında bir borsaya ya da teşkilatlanmış diğer pazar yerlerine doğrudan üye olunması veya ilgili ülkenin yetkili otoritesinden faaliyet izni almış yurt dışında yerleşik bir kuruluş aracılığıyla hareket edilmesi. Her iki yöntemde de işlemlere başlanmadan önce Kurula bildirimde bulunulması zorunludur. Yurt dışındaki kuruluş üzerinden işlem yapılması halinde ise ek yükümlülükler gündeme gelmektedir: bu kuruluşla yazılı sözleşme imzalanması, müşteriyle çerçeve sözleşme akdedilmesi ve gerekli risk bildirimlerinin yapılması gerekmektedir. Karar ayrıca iki önemli sınırlamayı da teyit etmiştir. Birincisi, kaldıraçlı alım satım işlemlerine yönelik olarak yurt dışı piyasalarda işlem aracılığı faaliyeti yürütülmesi mümkün değildir. İkincisi, kripto varlıklara dayalı spot veya türev işlemler yapılmamasına ilişkin mevcut kısıtlamalar saklıdır.

Paylaş


Yasal Bilgilendirme

Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.


İlginizi Çekebilir

Privacy Preference Center