Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak adlandırılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) 31.07.2026 tarihli 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup medeni ve idari yargılama usulleri ile kanuni faiz sistemi başta olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler getirmektedir.

Bu bilgi notunda, söz konusu değişiklikler arasında öne çıkan düzenlemeler ele alınmaktadır.

Belirsiz alacak davası kaldırıldı; kısmi davada yeni talep artırım mekanizması getirildi

Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) düzenlenen belirsiz alacak davası müessesesi kaldırılmıştır. Belirsiz alacak davası, alacağın miktar veya değerinin dava açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenemediği durumlarda davacının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirterek dava açabilmesine imkân tanımaktaydı. Bu dava türünün en önemli sonuçlarından biri, zamanaşımının alacağın tamamı bakımından dava tarihinde kesilmesiydi.

Kanun’un gerekçesinde, hangi alacakların belirsiz alacak davasına konu edilebileceği konusunda uygulamada yaşanan tereddütlerin yargılamaların uzamasına ve bazı hâllerde hak kayıplarına yol açtığı, bu nedenle belirsiz alacak davasının sağladığı temel güvenceler kısmi dava bünyesinde yeniden düzenlendiği belirtilmiştir. HMK’nin 109. maddesine eklenen yeni fıkraya göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, artırım tarihinde değil davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.

Önceki sistemde kısmi dava yalnızca dava edilen miktar bakımından zamanaşımını kesmekte, bakiye alacak için zamanaşımı işlemeye devam etmekteydi. Talebin sonradan artırılması ise kural olarak ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakati yoluyla mümkün olabilmekteydi. Yeni düzenleme, kısmi dava açan tarafa ıslah hakkını kullanmaksızın özel bir talep artırım imkânı tanımakta ve bu artırımın zamanaşımı bakımından dava tarihine etkili sonuç doğurmasını sağlamaktadır.

31.07.2026 tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davalarında ise yürürlükten kaldırılan HMK m. 107 uygulanmaya devam edecektir.

Hukuk davalarında dava birleştirme ve temyize ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı

Birleştirme ve ayırma kararları. HMK’nin önceki 166. maddesi uyarınca, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararı, ilk davanın açıldığı mahkemeyi doğrudan bağlamaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi, T. 17.06.2025 E. 2024/237 K. 2025/137 kararıyla bu kuralı kanuni hâkim ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir.

7589 sayılı Kanun ile, ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından verilen birleştirme kararının, ancak kesinleşmesinden itibaren ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacağı ve aynı zamanda aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinin birleştirme kararlarına karşı, esas hükmün verilmesi beklenmeksizin doğrudan istinaf yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme veya ayırma kararlarına karşı ise temyiz yoluna ancak esas hükümle birlikte başvurulabilecektir.

Bölge adliye mahkemesinin esas hakkında verdiği kararların temyizi. Anayasa Mahkemesi, T. 26.02.2026 E. 2026/49 K. 2026/48 kararıyla, HMK’nin parasal temyiz sınırına ilişkin hükmünü, istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edildiği hâller yönünden iptal etmiştir. Yüksek Mahkeme, bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak veya değiştirerek kurduğu hükme karşı temyiz yolunun yalnızca parasal sınır nedeniyle kapatılmasını, hükmün denetlenmesini talep etme hakkı bakımından ölçüsüz bulmuştur.

7589 sayılı Kanun ile, bölge adliye mahkemelerinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiği hâllerde, kararın kabul veya ret kapsamındaki kısmının istinaf parasal sınırını aşması koşuluyla temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.

Bununla birlikte bölge adliye mahkemesinin yeniden verdiği kararın değeri genel temyiz sınırının altında kalıyorsa ve bu karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki parasal değişiklik istinaf parasal sınırını aşmıyorsa temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Genel temyiz sınırının altında kalan ve yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olan kararlar da temyiz edilemeyecektir.

Düzenleme, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararından farklı yeni bir hüküm kurduğu hâllerde temyiz denetimini genişletmekle birlikte düşük değerli farklılıklar ile yalnızca yargılama giderlerine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından kesinlik sistemini korumaktadır.

Kanuni faiz oranı değişken bir sisteme bağlandı

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un önceki 1. maddesi, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde yıllık %12 oranının uygulanacağını öngörmekteydi. Cumhurbaşkanı’na bu oranı değiştirme yetkisi tanınmış olup bu yetki kapsamında çıkarılan 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kanuni faiz oranı 01.06.2024 tarihinden itibaren yıllık %24 olarak uygulanmaktaydı.

Anayasa Mahkemesi, T. 22.07.2025 E. 2024/24 K. 2025/164 kararıyla bu düzenlemeyi sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiştir. Mahkeme, mevcut sistemin paranın değer kaybını giderecek etkili ve öngörülebilir bir mekanizma içermediği sonucuna varmış; iptal hükmünün 01.09. 2026 tarihinde yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

7589 sayılı Kanun ile kanuni faiz oranı, sabit oran ve Cumhurbaşkanı kararıyla değişiklik yapılması esasına dayanan sistemden çıkarılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen reeskont faizi oranına bağlanmıştır.

Yeni düzenlemeye göre faiz ödenmesi gereken ve oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacaktır. Reeskont oranının 30 Haziran tarihinde önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan en az beş puan farklı olması hâlinde ise yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının yüzde sekseni uygulanacaktır.

Böylece kanuni faiz oranı, piyasa koşullarındaki değişiklikleri belirli dönemlerde yansıtabilecek değişken bir yapıya kavuşmaktadır. Faiz hesaplamalarında her yıl 31 Aralık tarihindeki ve gerekli koşulların oluşması hâlinde 30 Haziran tarihindeki TCMB reeskont oranlarının takip edilmesi gerekecektir.

Bu düzenleme, 3095 sayılı Kanun’un yalnızca adi kanuni faize ilişkin 1. maddesini değiştirmektedir. Ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenmesine ilişkin TTK’nin 8. maddesi ile ticari işlerde kanuni faiz, anapara faizi ve temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasını öngören TTK’nin 9. maddesi uygulanmaya devam edecektir. Ayrıca 3095 sayılı Kanun’un ticari işlerde temerrüt faizine ilişkin 2. maddesinde değişiklik yapılmadığından, ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi bakımından bu maddede öngörülen özel rejim saklıdır.

Bu değişiklik, özellikle uzun süreli sözleşmeler ile tahsilatın gecikmesi ihtimali bulunan ilişkiler bakımından önem taşımaktadır. Ticari işlerde uygulanacak faiz oranının belirlenmesinde TTK ve 3095 sayılı Kanun’un ticari temerrüt faizine ilişkin hükümlerinin ayrıca dikkate alınması gerekecektir. Tarafların uygulanacak faiz türünü ve oranını sözleşmede açıkça düzenlemeleri, değişken kanuni faiz sisteminden kaynaklanabilecek belirsizliklerin sınırlandırılmasına katkı sağlayacaktır.

Duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayla sınırlandırıldı

HMK’de iki duruşma arasında geçebilecek süreye ilişkin genel bir üst sınır bulunmamaktaydı. Kanun ile duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşamayacağı düzenlenmiştir.

Bilirkişi incelemesinin işin niteliği gereği uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi veya benzeri zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek üç aydan daha uzun bir süre tayin edebilecektir.

Kanun’un gerekçesinde, düzenlemenin yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde temin edilmesi amacıyla getirildiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda, zorunlu hâller dışında duruşmaların uzun aralıklarla ertelenmesinin önüne geçilerek yargılama sürelerinin kısaltılması hedeflenmektedir.

İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülecek davaların kapsamı genişletildi

İdare ve vergi mahkemeleri kural olarak kurul hâlinde görev yapmaktadır. Önceki düzenlemede, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, konusu kanunda belirtilen parasal sınırı aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından karara bağlanmaktaydı.

7589 sayılı Kanun, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un metnindeki 25.000 TL’lik tutarı 486.000 TL olarak güncellemiştir. Ancak 25.000 TL’lik tutar her yıl yeniden değerlemeye tabi olduğundan, tek hâkimle görülecek davalar bakımından 2026 yılında fiilen uygulanan sınır zaten 486.000 TL idi. Dolayısıyla bu değişiklik, 2026 yılı itibarıyla parasal sınırda fiilî bir artış yaratmamakta, mevcut tutarı kanun metnine yansıtmaktadır. Vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülecek davalara ilişkin kanuni tutar da aynı şekilde 486.000 TL olarak güncellenmiştir.

Düzenlemede parasal sınırdan bağımsız olarak öğrencilerin disiplin ve akademik işlemleri, kamu görevlilerinin geçici görevlendirme ve yan hakları ile uyarma cezaları ve meslek kuruluşu disiplin cezaları gibi belirli dava türlerinin de tek hâkimle görülecek davalar arasına almıştır.

Bölge idare mahkemelerinin karar ve geri gönderme yetkileri yeniden düzenlendi

Önceki düzenlemede bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulduğunda veya karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün olduğunda gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunu reddedebilmekteydi. Buna karşılık, kararın sonucu hukuka uygun olmasına rağmen gerekçesinin yanlış veya eksik olduğu hâllerde nasıl karar verileceği açıkça düzenlenmemişti.

7589 sayılı Kanun ile bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulmasına rağmen gerekçesini yanlış veya eksik bulması hâlinde gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebileceği açıkça düzenlenmiştir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse bölge idare mahkemesi gerekli düzeltmeyi yaparak da istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir.

Bu düzenlemeyle, yalnızca gerekçedeki eksiklik veya yanlışlık nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması yerine bölge idare mahkemesinin gerekçeyi düzelterek veya değiştirerek uyuşmazlığı doğrudan sonuçlandırabilmesi amaçlanmaktadır.

Bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı geri gönderebileceği hâller de yeniden ve sınırlı olarak belirlendi. Buna göre bölge idare mahkemesi;

  • ilk inceleme üzerine veya usule ilişkin başka bir nihai karar verilmiş olması ve istinaf başvurusunun haklı bulunması,
  • davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme ya da reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılması,
  • dilekçenin reddi gerekirken dava hakkında karar verilmesi,
  • dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi,
  • talep hakkında hiç karar verilmemesi veya eksik hüküm kurulması,
  • gerekli olmasına rağmen keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılmaması ya da
  • yapılması gereken duruşmanın yapılmaması

hâllerinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı kararı veren mahkemeye gönderecektir.

Bölge idare mahkemesi, keşif veya bilirkişi incelemesi ile duruşma eksikliklerini bizzat gidererek esas hakkında karar verme yetkisini korumaktadır. Kanunda sayılan hâller dışında kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi ise artık mümkün olmayacaktır; geri gönderme istisnai ve sınırlı bir kanun yolu kararı olarak düzenlenmektedir.

İdari yargıda temyiz imkânı genişletildi

Önceki sistemde bölge idare mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliği esas olarak İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 46. maddesinde sayılan dava türlerine ve parasal sınırlara göre belirlenmekteydi. Bu madde kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğu hâllerde dahi karar kural olarak kesin nitelik taşımaktaydı.

Anayasa Mahkemesi, T. 27.03.2025 E. 2024/189 K. 2025/83 sayılı kararıyla kesinleşmeye ilişkin bu kuralı, istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edildiği hâller yönünden iptal etmiştir. Mahkeme, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeni bir karar verdiği durumlarda temyiz yolunun kategorik olarak kapatılmasının, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğine hükmetmiştir.

Kanun ile bu iptal kararının ardından oluşan boşluk giderilmiştir. İYUK’un m. 46/1 kapsamında zaten temyize tabi olmayan davalarda dahi bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay nezdinde temyiz edilebilecektir.

Bununla birlikte tek hâkimle görülen davalar, çiftçi mallarının korunması ile taşınmaz mal zilyetliğine tecavüzün önlenmesine ilişkin davalar, yabancılar ve uluslararası koruma mevzuatından kaynaklanan davalar, bölge idare mahkemesi kararı ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın istinaf parasal sınırını aşmadığı kararlar ve yalnızca vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kararlar temyiz imkânının dışında bırakılmıştır.

Yeni sistem, bölge idare mahkemesinin yalnızca ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygunluğunu denetleyerek istinaf başvurusunu reddettiği kararlar ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeni bir hüküm kurduğu kararlar arasında ayrım yapmaktadır. İkinci durumda, belirlenen istisnalar dışında bölge idare mahkemesinin ilk kez kurduğu hükmün Danıştay denetimine tabi tutulması sağlanmaktadır.

Değişiklik, 31.07.2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır. Bu tarihten önce verilen kararlar bakımından önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir.

Paylaş


Yasal Bilgilendirme

Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.


İlginizi Çekebilir

Privacy Preference Center