Dava, Hollanda’da mukim bir danışmanlık şirketi ile İstanbul merkezli bir Türk anonim şirket arasında 2015 yılında akdedilen danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşme uyarınca davacı, davalının Hollanda’da açmayı planladığı göz kliniği için danışmanlık hizmeti vermeyi, davalı ise karşılığında iki eşit taksit halinde toplam yaklaşık 300 bin Euro ödemeyi taahhüt etmiştir. Davalı ilk taksiti ödemiş, ancak ikinci taksiti çeşitli gerekçelerle ödememiştir. Bunun üzerine davacı, sözleşmedeki yetki şartı uyarınca Amsterdam Mahkemeleri nezdinde alacak davası açmış; mahkeme davacı lehine karar vererek davalının ana alacak, cezai şart ve yargılama masraflarını ödemesine hükmetmiştir. Davalının açtığı karşı dava ise reddedilmiştir. Karar, Amsterdam Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanarak kesinleşmiştir.
Davacı, kesinleşen Amsterdam Mahkemesi kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi talebiyle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Davalı; Türkiye ile Hollanda arasında mütekabiliyet bulunmadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, yabancılık teminatı yatırılması gerektiği ve cezai şartın kamu düzenine aykırı olduğu yönünde itirazlar ileri sürmüştür. Mahkeme, tüm bu itirazları MÖHUK hükümleri çerçevesinde değerlendirerek reddetmiş ve yabancı mahkeme kararının tenfizine karar vermiştir.
Nitekim Türkiye ile Hollanda arasında tenfize ilişkin karşılıklılık meselesi, Yargıtay içtihadında uzun süre tartışmalı olmuştur. Geçmişte, iki ülke arasında karşılıklılık bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz talepleri reddedilmiş olup bu yöndeki en son tarihli karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından verilmiştir (Yargıtay 13. HD, 27.06.2019, E. 2019/1026, K. 2019/7846). Bununla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Hollanda mevzuatı ile Türk mevzuatının tanıma ve tenfiz konusunda paralellik gösterdiğini tespit ederek karşılıklılığın gerçekleştiğinin kabul edilebileceğini açıkça ifade etmiş ve bu suretle içtihat değişikliğinin yolunu açmıştır (Yargıtay 11. HD, 24.01.2019, E. 2017/4852, K. 2019/698). Söz konusu yaklaşım, aynı Dairenin sonraki kararlarında da benimsenmiştir (Yargıtay 11. HD, 16.10.2023, E. 2022/6371, K. 2023/5889).
Cezai şarta ilişkin hükmün tenfizi oy çokluğuyla kabul edilmiş olup muhalefet şerhinde cezai şartın kamu düzenine aykırılığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği görüşü savunulmuştur. Kararın bu yazı bakımından asıl dikkat çekici yönü ise mahkemenin, gerekçeli kararın hazırlanması sürecinde yapay zekadan yardımcı teknik araç olarak yararlandığını açıkça beyan etmiş olmasıdır.
Yapay zeka karar verici değil, yardımcı teknik araç olarak kullanılmıştır
Bu kapsamda yapay zeka, özellikle yabancı hukuk kaynaklarının incelenmesi, yabancı mahkeme kararlarının teyidi ve hukuki metinlerin Türkçeye çevrilmesi bakımından kullanılmıştır. Yapay zeka, hâkimin yerine geçecek veya uyuşmazlığı çözecek bir mekanizma olarak değil, hâkimin uyuşmazlığı çözme ve hüküm kurma görevini icra ederken yararlanabileceği araştırma ve çeviri desteği sağlayan yardımcı bir araç olarak konumlandırılmıştır.
Yapay zeka kullanımı şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkeleri çerçevesinde Değerlendirilmiştir
Kararın dikkat çekici yönlerinden biri, mahkemenin gerekçeli kararda yapay zeka kullanımını ve yapay zekadan hangi amaçla yararlanıldığını açıkça belirtmiş olmasıdır. Bu açıklama, yapay zekadan yararlanılmasının sınırsız bir serbesti olarak ele alınamayacağını, aksine bu kullanımın belirli usuli ve etik sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Yapay zeka kullanımının görünür hale getirilmesi ve hangi aşamalarda yararlanıldığının açıklanması, yargısal süreçlerde şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkelerinin önem taşıdığını ortaya koymaktadır.
Yapay zeka kullanımında etik ilkeler ve hâkimin nihai sorumluluğu vurgulanmıştır
Mahkeme, yapay zeka kullanımını T.C. Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 10.09.2024 tarih ve 2024/108 sayılı kararı çerçevesinde değerlendirmiştir. Bu kapsamda şeffaflık, hesap verebilirlik, dürüstlük, özgünlük, tarafsızlık, doğruluk kontrolü, gizlilik ve veri koruma ile kontrol yükümlülüğü gibi ilkelere uyulduğu belirtilmiştir. Mahkeme ayrıca, yetkinlik ilkesi kapsamında yapay zekanın eksik veya hatalı çıktı üretebileceği bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini ve yapay zeka çıktılarının doğrudan ve kontrolsüz biçimde esas alınamayacağını vurgulamıştır. Kararda, hukuki yorum yapılması, delillerin değerlendirilmesi, vicdani kanaatin oluşturulması ve nihai kararın verilmesinin hâkimin devredilemez görev ve sorumluluğunda olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Yabancı mahkemelerde yapay zeka kullanımı bakımından örnekler
Dünya genelinde yargı sistemlerinde yapay zekâ kullanımı giderek artmakta ve bu teknoloji özellikle dava süreçlerinin hızlandırılması, belge yönetiminin kolaylaştırılması ve karar destek mekanizmalarının güçlendirilmesi amacıyla yaygınlaşmaktadır. OECD’nin (Organisation for Economic Co-operation and Development – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) bu alandaki kapsamlı araştırması da söz konusu eğilimi teyit etmektedir (OECD, Governing with Artificial Intelligence, 2025). Örneğin İspanya’nın Cumhurbaşkanlığı, Adalet ve Parlamento İlişkileri Bakanlığı, adli belgelerin etkin yönetimini ve işlenmesini desteklemek amacıyla kurum içinde geliştirilmiş doğal dil işleme ve üretken yapay zekâ araçlarından oluşan bir paket geliştirmiştir; bu araçlar hukuk profesyonellerine mahkemeyle ilgili metinlerin sınıflandırılması, analiz edilmesi, özetlenmesi ve anonimleştirilmesi konularında yardımcı olmaktadır. Benzer şekilde Arjantin’de geliştirilen Prometea sistemi, önceki yargı kararlarına dayanarak dava sonuçlarını tahmin eden ve dosya hazırlama süreçlerini destekleyen bir yapay zekâ aracı olarak kullanılmış; 2017-2020 yılları arasında konut hakkı, iş uyuşmazlıkları ve engelli haklarına ilişkin 658 davanın çözümünde etkin rol oynamış, tahminlerinde %90 doğruluk oranı elde etmiş ve aylık işlenen dava sayısını yaklaşık 130’dan 490’a yükseltmiştir. Bu örnekler, yargı alanında yapay zekâ kullanımının küresel ölçekte ivme kazandığını ve adalet sistemlerinin dijital dönüşümünün hızlandığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu gelişmeler, uluslararası alanda da kurumsal bir zemine kavuşmaktadır. UNESCO, 2025 yılında yayımladığı “Guidelines for the Use of AI Systems in Courts and Tribunals” (Mahkeme ve Yargı Organlarında Yapay Zeka Sistemlerinin Kullanımına İlişkin Kılavuz İlkeler) başlıklı kılavuzla mahkemelerde yapay zeka kullanımına ilişkin ilk küresel etik ve operasyonel çerçeveyi ortaya koymuştur. İnsan haklarının korunması, şeffaflık, hesap verebilirlik, doğruluk ve güvenilirlik ile insan gözetimi ve karar verme gibi on beş evrensel ilke etrafında yapılandırılan bu kılavuz; yapay zekanın yargısal akıl yürütmenin yerini almak için değil, bilgiye erişimi genişletmek, verimliliği artırmak ve adil yargılamayı desteklemek amacıyla yardımcı bir araç olarak kullanılmasını öngörmektedir. Kılavuz, 160’tan fazla ülkeden 36.000’i aşkın yargı aktörüyle yürütülen istişarelere dayanmakta olup yapay zekanın her zaman anlamlı insan gözetimi altında ve sorumlu biçimde kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Türk mahkemelerinde yapay zeka kullanımı bakımından dikkat çekici bir örnek
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bu kararı, yapay zekanın yargısal süreçlerde kullanımının Türk hukukunda mümkün olabileceğini göstermekle birlikte, bu kullanımın belirli usuli ve etik ilkeler çerçevesinde sınırlandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yapay zekanın hangi amaçla, hangi sınırlar içinde ve hangi güvencelerle kullanılabileceğine ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde artması beklenmektedir. Bu konudaki gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.
Paylaş
İlgili kişiler
Detaylı bilgi için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Yasal Bilgilendirme
Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.
İlginizi Çekebilir
16 Haziran 2026
Halka arzlarda satmama taahhütleri
Halka arz süreçlerinde yatırımcı güveninin tesis edilmesi ve pay fiyatlarının istikrarının korunması amacıyla çeşitli mekanizmalara…
8 Haziran 2026
2026 ICC Tahkim Kuralları yürürlüğe girdi
2026 ICC Tahkim Kuralları, 1 Haziran 2026 tarihinde veya bu tarihten sonra başlatılan tüm tahkim yargılamalarına uygulanacaktır. Bununla…
4 Haziran 2026
AYM’den temyiz yoluna erişimi genişleten karar: parasal temyiz sınırına ilişkin düzenleme kısmen iptal edildi
Anayasa Mahkemesi, 26.02.2026 tarihli ve 2026/48 sayılı kararında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesinin birinci…
25 Mayıs 2026
Taşınmaz satışlarında güvenli ödeme sistemi zorunlu hale geliyor
29 Nisan 2026 tarihli ve 33238 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik…
15 Mayıs 2026
2025 yılı hesapları esas alınarak VERBİS kayıt yükümlülüğü doğan veri sorumluları için son kayıt tarihi 5 Haziran olarak belirlendi
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 13 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1026 sayılı Kararı ile, 2025 yılı mali bilanço toplamının ilgili eşikleri…
11 Mayıs 2026
İş Kanunu’nda doğum izni ve babalık izni süreleri yeniden düzenlendi
1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan, 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun…


