Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 9 Mart 2026 tarihli ve 33191 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11 Aralık 2025 tarihli ve E. 2025/185, K. 2025/258 sayılı kararı ile (“AYM Kararı”), 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 43. maddesinde yer alan, soruşturma sürecinin uzlaşma ile neticelenmesi halinde idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususların uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamayacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.
AYM Kararı
AYM Kararı, Ankara 9. İdare Mahkemesi tarafından, uzlaşma süreci sonucunda verilen Rekabet Kurulu (“Kurul”) kararının iptali talebiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yapılan itiraz başvurusu üzerine verilmiştir.
İtiraz konusu hüküm, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “Sürecin uzlaşma ile neticelenmesi halinde, idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamaz” düzenlemesidir.
AYM, itiraz konusu kuralı, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında “hak arama hürriyeti” ile “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında incelemiştir. AYM, Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında bu tür bir sınırlamanın keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiğinin altını çizmiştir. Bu kapsamda AYM, 4054 sayılı Kanun’un 16. ve 17. maddelerinde düzenlenen para cezasının miktarının belirlenmesine yönelik düzenlemeler ile Kurul’un başlattığı soruşturmaları ve iddiaların türü ile niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndereceğine dair hükümlere vurgu yapmıştır. Bu esaslar çerçevesinde AYM, uzlaşma metninde tarafların kabul ettiği para cezasının miktarının ne olabileceğinin kişiler bakımından tümüyle bilinemez olduğunun söylenemeyeceğini belirtmiştir. Dolayısıyla AYM, mahkemeye erişim hakkına sınırlama getiren ilgili düzenlemenin belirsiz ve öngörülemez olmadığı ve kanunilik şartını sağladığı sonucuna varmıştır.
AYM ayrıca, ilgili kuralla, rekabet ihlallerine yönelik soruşturmaların neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılması ile ihlalin ve sürecin hızlı ve kesin bir şekilde sonlandırılmasının, bu suretle dava süreçlerinin neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılmasının amaçlandığı, bu bakımdan kuralın kamusal kaynakların korunması ve yargının iş yükünün azaltılmasına yönelik meşru bir amaç taşıdığı tespitinde bulunmuştur.
Ölçülülük ilkesine ilişkin yapılan incelemede, söz konusu meşru amaç doğrultusunda itiraz konusu kuralın elverişli bir yöntem olduğu değerlendirilmiştir. Gereklilik ilkesine ilişkin değerlendirmede ise AYM, yargı mercilerinin iş yükünün hafifletilmesi amacıyla hangi tedbirlerin gerekli olduğunun değerlendirilmesinde kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. Anayasa’nın 36. maddesi bakımından kişilerin mahkemeye erişim hakkından feragat etmesinin mümkün olduğu belirtilmekle birlikte, feragatin Anayasa’ya aykırı olmaması için feragat iradesinin açık olması, sonuçlarının kişi yönünden makul olarak öngörülebilir olması ve adil yargılanma hakkına ilişkin asgari güvencelerin sağlanmış olması gerektiği ifade edilmiştir. Uzlaşma sonucunda kişilere idari para cezası uygulanmasında kişilerin iradi kabullerinin açık olduğu vurgulanmıştır. İlgili kuralın amacının, rekabet ihlaline ilişkin uyuşmazlığın bir an önce sonlandırılarak kamusal zararın giderilmesi ve yargı yoluna başvurulmaması suretiyle yargısal iş yükü oluşmasının önüne geçilmesi olduğu gözetildiğinde, kuralda öngörülen düzenlemeden daha hafif bir sınırlama aracı ile meşru amaca ulaşılmasının mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Bu itibarla AYM, kuralın söz konusu amaca ulaşmak bakımından gerekli olduğu sonucuna varmıştır.
Orantılılık ilkesine ilişkin olarak AYM, öncelikle uzlaşma sürecinin sonuçlarının 4054 sayılı Kanun’da açıkça düzenlenmiş olması nedeniyle tarafların uzlaşılan hususlara ilişkin dava haklarının bulunmadığını bilebilecek durumda olduklarının altını çizmiştir. AYM ayrıca, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca Kurul’un hakkında soruşturma açılan taraflara ihlalin varlığını ve kapsamını kabul ettikleri bir uzlaşma metni sunmaları için kesin bir süre vereceğini ve bu süre sonunda tarafların ihlalin varlığı ve kapsamını kabul etmemesinin mümkün olduğunu belirterek uzlaşmanın taraflar bakımından bir zorunluluk teşkil etmediğini vurgulamıştır. Öte yandan AYM, uzlaşmanın sağlanması hâlinde idari para cezasında %25’e kadar indirim uygulanabileceğini ve bu indirimin 5326 sayılı Kanun’un 17. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında ayrıca indirim yapılmasına engel oluşturmayacağını da tespit etmiştir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında AYM, uzlaşmanın sağlanması hâlinde idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususların dava konusu yapılamayacağını öngören kuralın kişiler aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığına hükmetmiştir.
Sonuç olarak AYM, kuralın kamu menfaatleri ile bireysel menfaat arasında makul bir denge kurduğunu ve mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahalede bulunmadığını tespit etmiş ve bu kapsamda, itiraz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. AYM, Anayasa’nın 2. ve 125. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görmemiştir.
Sonuç
AYM Kararı ile, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin sekizinci fıkrasında düzenlenen soruşturma sürecinin uzlaşma ile neticelenmesi halinde idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususların uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamayacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı tespit edilmiştir.
Söz konusu AYM Kararı metnine Resmî Gazete’nin 9 Mart 2026 tarihli sayısından ulaşabilirsiniz.
Paylaş
İlgili kişiler
Detaylı bilgi için bizimle irtibata geçebilirsiniz.


Yasal Bilgilendirme
Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.
İlginizi Çekebilir
10 Mart 2026
Sadakat kartı uygulamalarına yönelik artan veri koruma denetimi
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (Kurum) 11 Şubat 2026 tarihli ilke kararı ile, sadakat kartı avantajlarının alışveriş sırasında herhangi bir…
2 Mart 2026
Kozmetik Ürünlerde Sağlık Beyanı Kullanımı
Sağlık beyanı, bir ürünün veya ürünün bileşimindeki unsurların insan sağlığına fayda sağladığını veya hastalıkları önlediğini,…
17 Şubat 2026
Anayasa Mahkemesi, Rekabet Kurulu’nun Yerinde İnceleme Yetkisini Teyit Etti
17 Şubat 2026 tarihli ve 33171 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 6 Kasım 2025 tarihli ve E. 2023/174, K.…
17 Şubat 2026
Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi TBMM gündeminde: Dijital platformlar ve hak sahipleri açısından öne çıkan hususlar
Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi (“Teklif”), Türkiye Büyük Millet Meclisi (“TBMM”) Başkanlığı’na 10 Aralık 2025 tarihinde……
11 Şubat 2026
Rekabet Kurulu’ndan Birleşme ve Devralma Düzenlemesi: Artan Ciro Eşikleri Ve Teknoloji Teşebbüslerine Yönelik Özel Düzenleme
Rekabet Kurumu tarafından 11 Şubat 2026 tarihli ve 33165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken…
6 Şubat 2026
Kenevir Yetiştiriciliği ve Kenevir Ürünlerine İlişkin Mevzuatta Gelişmeler
Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik ("Kenevir Yetiştiriciliği Yönetmeliği") ve Kenevirden Elde Edilen Ürünlere Dair…

