17 Şubat 2026 tarihli ve 33171 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 6 Kasım 2025 tarihli ve E. 2023/174, K. 2025/224 sayılı kararı ile (“AYM Kararı”) 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesinde yer alan Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) yerinde inceleme yetkisine ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Karar, Danıştay 13. Dairesi ile Ankara 11. İdare Mahkemesi tarafından, Kurul’un uyguladığı idari para cezalarının iptali istemiyle açılan davalar kapsamında yapılan itiraz başvuruları üzerine verilmiştir.

İtiraz yoluna başvuran mahkemeler, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “gerekli gördüğü hallerde” ifadesi ile aynı maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen, “yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılması”na ilişkin hükmün, Anayasa’nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek söz konusu hükümlerin iptalini talep etmişlerdir.

AYM’nin Kararı ve Değerlendirmeleri

1. Uygulanacak Kural Sorunu

AYM, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin iptali talebine ilişkin olarak, itiraz yoluna başvuran mahkemelerin önündeki davaların 4054 sayılı Kanun’un 16/1(d) bendi uyarınca verilen idari para cezalarının iptali talebine ilişkin olduğunu ve fakat, davalara konu olaylarda yerinde incelemenin engellenmesi sebebiyle alınmış bir sulh ceza hâkimi kararının bulunmadığını tespit etmiştir. AYM, ‘uygulanacak kural’ kavramını, bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallar olarak tanımlamış olup, itiraz konusu kuralın davaların çözümünde veya davaları sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bir kural olmadığına hükmetmiştir.

Bu nedenle AYM, itiraz konusu kuralın söz konusu davaların çözümünde uygulanma imkânı bulunmadığı sonucuna ulaşarak, ilgili başvuruları mahkemelerin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; “Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir.” hükmüne yer verilmiştir. İtiraz başvurularında özetle; itiraz konusu kuralla Kurul’un yerinde inceleme yetkisinin gecikmesinde sakınca bulunan hallerle sınırlı tutulmadığı, bu yöndeki kararın yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulma zorunluluğunun da öngörülmediği, bu itibarla anayasal güvencelerin sağlanmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13. ve 21.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

AYM, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından biri olan belirlilik ilkesi çerçevesinde konuyu incelemiştir. AYM, itiraz konusu kuralla Kurul’un gerekli gördüğü hallerde teşebbüslerde incelemelerde bulunabileceğini düzenlerken, yerinde inceleme yetkisinin kapsamının 4054 sayılı Kanun’un Kurul’a verdiği görevlerin yerine getirilmesiyle sınırlı olduğunu belirtmiştir.

AYM, Anayasa’nın 167. maddesinin birinci fıkrasına atıfta bulunarak, devletin mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı tedbirleri almakla, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemekle yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Bu itibarla, “gerekli gördüğü hallerde” ibaresi kapsamında Kurul’un yerinde inceleme yapma zorunluluğunun somut olayın koşulları gözetilerek tespit edilebileceğini vurgulamıştır. Piyasalarda tekelleşme ve kartelleşmenin önlenmesi hususunda kullanılacak araç ve yöntemleri belirlemede kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğu ve Kurul’a tanınan yerinde inceleme yetkisinin bu takdir yetkisi kapsamında kaldığına hükmedilmiştir.

Bu çerçevede AYM, itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 2. ve 167. maddelerine aykırı olmadığını, bununla birlikte, kuralın Anayasa’nın 13. ve 21. maddeleriyle ilgisinin görülmediğini belirtmiştir.

Açıklanan gerekçelerle AYM, itirazın reddine karar vermiş, 4054 sayılı Kanun’un 15/1 inci fıkrasının birinci cümlesindeki “gerekli gördüğü hallerde” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazların reddine oyçokluğuyla karar vermiştir.

Karşı Oylar

AYM Kararı oyçokluğu ile alınmış olup Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Kenan Yaşar, Yusuf Şevki Hakyemez ve Selahaddin Menteş çoğunluğun görüşüne katılmamıştır.

Sayın Gökcan’ın Karşı Oyu

Gökcan karşı oyunda, itiraz konusu başvurunun Anayasa’nın 21. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığı güvencesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Gökcan, AYM’nin 23.03.2023 tarihli ve 2019/40991 başvuru numaralı Ford Otosan kararına atıf yaparak, işyerlerinde yapılan yerinde incelemelerin konut dokunulmazlığının ihlali kapsamında incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Karşı oyda, Kurul kararıyla görevlendirilen yetkililere hâkim kararı olmaksızın denetim kapsamındaki işyerlerinin konut niteliğindeki alanlarına girme, kayıt ve verileri inceleme ve örnek alma yetkisi tanındığı, ancak bu yetkinin yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan hâllere özgülenmediği ve her durumda kullanılabileceği ifade edilmiştir. Hakim kararı alınması için ise ilgililerin denetimi kabul etmemesinin arandığı, Kurul’un gecikmede sakınca olan hallere özgü bu uygulamayı yapacağı yorumlanabilse dahi, karar ve uygulama sonrasındaki anayasal hakim kararı güvencesine yer verilmediği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak karşı oy yazısında, kuralın Anayasa’nın 13. ve 21. maddelerinde öngörülen anayasal güvencelere aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sayın Yıldırım ve Sayın Yaşar’ın Karşı Oyu

Karşı oyda Yıldırım ve Yaşar, itiraz konusu “gerekli gördüğü hallerde” ibaresinin, temel haklara müdahaleyi tamamen Kurul’un takdirine bıraktığını; gecikmesinde sakınca bulunan halleri tanımlamadığını, objektif kriter öngörmediğini ve hangi durumda hâkim kararı gerekeceğini netleştirmediğini vurgulamıştır. Bu durumun, Anayasa’nın 2. ve 13. maddelerinde öngörülen kanunilik, belirlilik ve keyfiliği önleme ilkeleriyle uyumsuz olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca, yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığı halinde sulh ceza hâkimi kararının alınmasını öngören cümlenin de somut olayda uygulanabilir olduğu ve konut dokunulmazlığına müdahale eden hukuki rejimin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilmiştir. Yıldırım ve Yaşar’a göre, hem “gerekli gördüğü hallerde” ibaresi hem de sulh ceza hâkimi kararını öngören cümlenin, müdahaleyi gecikmesinde sakınca bulunan hâllerle sınırlandırmaması ve hâkim denetimini istisnai hâllere bağlaması nedeniyle Anayasa’nın 21. maddesiyle güvence altına alınmış konut dokunulmazlığı hakkını yeterince korumamaktadır. Yıldırım ve Yaşar, bu hükümlerin aynı zamanda kanunilik ve ölçülülük ilkeleri bakımından Anayasa’nın 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğuna kanaat getirmiştir.

Sayın Hakyemez’in Karşı Oyu

Karşı oyda Hakyemez, itiraz konusu kuralların ikisinin de davada uygulanacak kural niteliğini taşımakta olduğunu, her iki hükmün de somut olayda konut dokunulmazlığına müdahaleyi düzenleyen ve davanın çözümünde etkili olan normları temsil ettiğini belirtmiştir.

Hakyemez ayrıca, çoğunluğun Ford Otosan kararından ayrılarak Anayasa’nın 21. maddesi kapsamında konut dokunulmazlığı boyutunu denetlememesi ve içtihat değişikliğini gerekçelendirmemesi nedeniyle hukuki istikrar ve öngörülebilirlik açısından sorun oluşturduğunu belirtmiştir. AYM’nin Ford Otosan kararında, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde düzenlenen Kurul’un yerinde inceleme yetkisi incelenmiş ve AYM, söz konusu hükmün hâkim kararı olmaksızın işyerlerinde inceleme yapılmasını mümkün kılması nedeniyle Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karşı oyda Hakyemez, çoğunluğun Ford Otosan kararından ayrılmasına yönelik yaklaşımının, temel hak ve özgürlüklerin korunması işlevinde gerileme yarattığını ve AYM’nin içtihatlarıyla çeliştiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, Hakyemez’e göre çoğunluğun yaklaşımı, hem adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar ilkesine hem de Anayasa’nın temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma işlevine uygun düşmemektedir.

Sayın Menteş’in Karşı Oyu

Menteş, Hakyemez’in yazdığı gerekçelerle çoğunluğun görüşüne katılmadığını belirtmiştir.

Sonuç

AYM Kararı ile, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde düzenlenen Kurul’un yerinde inceleme yetkisi mevcut haliyle yürürlükte kalmaya devam edecektir. Kurul, gerekli gördüğü hallerde teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemeler yapabilecek; yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda ise sulh ceza hâkimi kararıyla yerinde inceleme gerçekleştirebilecektir.

AYM Kararı, rekabet inceleme ve soruşturmalarının yürütülmesi bakımından Kurul’un yetki alanını teyit eden önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Kurul’un yerinde inceleme yetkisinin AYM Kararı ile teyit edilmesiyle birlikte, teşebbüslerin rekabet hukuku uyum programları çerçevesinde 4054 sayılı Kanun’a uygun hareket etmesi ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi büyük önem arz etmektedir.

Söz konusu AYM Kararı metnine Resmî Gazete‘nin 17 Şubat 2026 tarihli sayısından ulaşabilirsiniz.

Paylaş


Yasal Bilgilendirme

Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.


İlginizi Çekebilir

Privacy Preference Center